2024 Sürdürülebilirlik Almanağında Yerinizi Alın!

Emisyon Ticaret Sistemi Taslağı Yayında: Türkiye’nin ETS’si Ne Getiriyor?

Yazar 12:32 pm Sürdürülebilirlik

Son güncelleme: 23 Temmuz 2025

Türkiye’nin iklim politikası ve ekonomik stratejisinde önemli bir kilometre taşı olan Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) Yönetmeliği Taslağı, 22 Temmuz 2025 tarihinde yayımlandı. Bu düzenleme, ülkenin sera gazı emisyonlarını yönetme biçiminde köklü bir değişimi beraberinde getirmekte ve özellikle Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) karşısında Türkiye ekonomisi için stratejik bir savunma hattı oluşturmayı hedeflemektedir.

ETS düzenlemesinin temel amacı, önceden ölçülemeyen karbon salımlarını artık ölçülebilir, yönetilebilir ve finansal bir değere sahip bir varlık haline getirmek olarak tanımlanabilir. Daha da önemlisi, bu sistem, Avrupa Birliği’nin (AB) Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) nedeniyle Türk şirketlerinin maruz kaldığı ve gelecekte katlanmak zorunda kalacağı maliyetleri azaltıcı kritik bir etkiye sahip olacak.

Stratejik Bir Zorunluluk: Küresel İklim Eylemine Yanıt

Türkiye’nin ulusal bir ETS kurmasının arkasındaki en acil ve temel itici güç, AB’nin Yeşil Mutabakatı kapsamında uygulamaya koyduğu Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM)‘dır. SKDM, 1 Ekim 2023’te sadece raporlama yükümlülüğü ile başlayan bir geçiş dönemiyle devreye girmiş olup, tam mali yükümlülükler 1 Ocak 2026’dan itibaren başlayacaktır. Bu mekanizma, AB’ye ithal edilen karbon-yoğun ürünlere ek bir karbon vergisi getirmektedir ve başta demir-çelik, alüminyum, çimento ve gübre gibi Türkiye’nin önemli ihracat sektörlerini doğrudan etkilemektedir.

SKDM’nin kritik bir hükmü, ithalatçıların, ürünün menşe ülkesinde ödenmiş olan bir karbon fiyatının, AB sınırında ödenecek SKDM maliyetinden düşülmesine izin vermesidir. Ulusal bir ETS kurulmadığı takdirde, Türk şirketlerinin karbon maliyetleri doğrudan AB bütçesine bir vergi olarak transfer edilecektir. Ancak, Türkiye’de işleyen bir ETS ile bu karbon bedelin en azından bir kısmı yurt içinde kalacak ve ülkenin yeşil dönüşümünün finansmanı için kullanılabilecektir. Dolayısıyla, TR-ETS, SKDM’nin getireceği maliyetleri azaltıcı ve bu finansal kaynağı ülke ekonomisine kazandırıcı stratejik bir mekanizma olarak tasarlanmıştır.

Temel Mekanizma: “Sınırla ve Ticaretini Yap” Modeli ve Türkiye’ye Özgü Yaklaşım

Türkiye’nin Emisyon Ticaret Sistemi, dünya genelinde yaygın olarak kabul görmüş “sınırla ve ticaretini yap” (cap-and-trade) prensibi üzerine kurulmuştur. Bu model şu şekilde işler:

  • Üst Sınır Belirleme (Cap): İklim Değişikliği Başkanlığı gibi merkezi bir otorite, sisteme dahil olan sektörlerdeki tesislerin atmosfere salabileceği toplam sera gazı emisyonu miktarına bir üst sınır (tavan) belirler.
  • Tahsisatların İhracı: Bu toplam emisyon sınırı, her biri bir ton karbondioksit (CO2) eşdeğeri emisyon salma hakkını temsil eden “tahsisat” adı verilen ticarete konu edilebilir birimlere bölünür.
  • Ticaretini Yapma (Trade): Emisyonlarını kendilerine tahsis edilen miktarın altına düşüren, yani verimli üretim yapan şirketler, ellerindeki fazla tahsisatları, emisyon limitini aşan diğer şirketlere satabilirler. Bu alım-satım işlemleri, piyasada bir karbon fiyatı oluşmasını sağlar ve emisyon azaltımını en maliyet etkin yolla gerçekleşmeye teşvik eder.

Türkiye ETS’sinin dikkat çekici bir özelliği, AB ETS’deki gibi mutlak, doğrusal olarak azalan bir tavan yerine, “emisyon yoğunluğu temelli bir üst sınır” ile başlamasıdır. Bu yaklaşım, birim ürün başına emisyonların azaltılmasını hedeflerken, toplam üretimin (ve dolayısıyla potansiyel olarak toplam emisyonların) artmasına olanak tanıyabilir. Bu da, özellikle gelişmekte olan bir ekonomi için endüstriyel üretimi ve rekabet gücünü korumayı önceliklendiren bir “yeşil büyüme” anlatısını yansıtmaktadır.

Uygulama Yol Haritası ve Temel Özellikler

Türkiye ETS, öğrenme ve adaptasyon süreçlerine imkan tanımak amacıyla aşamalı olarak uygulanacaktır:

  • Pilot Dönem (2026-2027): Bu kritik ilk iki yıllık deneme aşaması, özellikle SKDM’den en çok etkilenecek olan çimento, demir-çelik, alüminyum ve gübre gibi sektörlerdeki tesislerle sınırlı olacaktır. Bu dönemde, piyasada hızlı bir fiyat oluşumunu sağlamak amacıyla tahsisatların %100’ü açık artırma yoluyla satılacak, yani ücretsiz tahsisat dağıtımı yapılmayacaktır. Uyum sağlamayı teşvik etmek ve şirketleri aşırı mali riskten korumak için, bu geçiş döneminde uyumsuzluk durumunda uygulanacak idari para cezalarında %80 oranında bir indirim uygulanacaktır. Bu dönemde ayrıca denkleştirme (offsetting) imkanı da sunulmayacaktır.
  • Tam Uygulama Dönemi (2028-2035): 2028’den itibaren sistemin kapsamı genişletilerek Sera Gazı Emisyonlarının Takibi Hakkında Yönetmelik’in Ek-1’inde belirtilen tüm faaliyetleri yürüten tesisleri içerecektir. Bu dönemden itibaren, “kıyas yöntemi” (benchmarking) temelinde ücretsiz tahsisat dağıtımı başlayacaktır. Bu yöntem, bir sektördeki en verimli tesislerin performansını referans alarak tahsisat dağıtır ve tüm tesisleri verimliliklerini artırmaya teşvik eder.

Sistemin güvenilirliği, Türkiye’de yaklaşık on yıldır (2014’ten beri) uygulanmakta olan İzleme, Raporlama ve Doğrulama (MRV) sistemine dayanmaktadır. Bu sayede karbon salımları sistematik olarak takip edilebilir ve doğrulanabilir durumdadır. Şirketler, yıllık emisyon raporlarını hazırlayarak akredite üçüncü taraf doğrulayıcılar tarafından onaylatmalı ve 30 Nisan’a kadar Başkanlığa sunmalıdır.

Piyasa operasyonları Enerji Piyasaları İşletme A.Ş. (EPİAŞ) tarafından yürütülecektir. Sistem, birincil (açık artırma) ve ikincil (spot alım-satım) piyasalardan oluşacaktır. Tahsisatlara güçlü yasal koruma sağlanmıştır; teminat sözleşmelerine konu edilemez, kamu alacakları için haczedilemez, rehnedilemez, idari tasfiye kararlarından veya iflas masasına dahil edilmekten etkilenmez. Bu, piyasanın istikrarı ve likiditesi için kritik bir özelliktir.

ETS, ayrıca esneklik mekanizmaları (örneğin, bankalama – fazla tahsisatları gelecek yıllar için saklama; ve ödünç alma – gelecek yıllardan tahsisat kullanma) ve piyasa istikrar mekanizmaları (potansiyel bir fiyat koridoru – taban ve tavan fiyatlar; ve ek rezerv) içermektedir. Bu mekanizmalar, piyasa dalgalanmalarını önlemeyi ve piyasanın olgunlaşmasına katkı sağlamayı amaçlamaktadır. Pilot dönem sonrası denkleştirme projelerinden elde edilen karbon kredilerinin kullanımına da izin verilecektir.

Türk Şirketleri İçin Faydaları: Yükselen Maliyetlere Karşı Bir Kalkan

Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi’nin kurulması, Türk şirketleri için özellikle AB’nin SKDM’sinden kaynaklanan maliyetlerle başa çıkma konusunda büyük önem taşımaktadır:

  • Karbon Gelirlerinin Yurt İçinde Kalması: Ulusal bir karbon fiyatı oluşturarak, emisyonlardan elde edilen gelirler AB bütçesine gitmek yerine Türkiye içinde kalacak ve ülkenin yeşil dönüşümüne finansal destek sağlayacaktır. Dünya Bankası analizleri, 50 Euro/tCO2e’lik bir yerel karbon fiyatının, 2032 yılına kadar SKDM maliyetlerini 1.5 milyar Euro azaltabileceğini öngörmektedir.
  • SKDM Yükümlülüğünde Azalma: AB standartlarıyla uyumlu bir ETS, Türk ürünlerinin SKDM tarifelerinden muaf olmasına veya bu maliyetlerin önemli ölçüde düşürülmesine olanak tanıyacaktır. Bu durum, özellikle çimento, demir-çelik ve alüminyum gibi karbon yoğun sektörler için hayati öneme sahiptir.
  • Pilot Dönemdeki Kolaylaştırıcı Tedbirler: Pilot dönemdeki %100 ücretsiz tahsisat ve daha düşük cezalar şirketlere, finansal bir yük olmadan yeni sisteme uyum sağlama ve yeşil teknolojilere yatırım yapma konusunda değerli bir hazırlık süresi sunmaktadır.
  • Verimlilik Teşviki: Kıyaslama metodolojisi, daha verimli üretim yapan şirketleri ödüllendirecek ve rekabet avantajı sağlayarak sürekli iyileştirmeyi teşvik edecektir.
  • Uzun Vadeli Planlama ve Yatırım Sinyalleri: Öngörülebilir bir karbon fiyatı ve piyasa istikrar mekanizmaları, şirketlerin gelecekteki maliyetleri daha iyi tahmin etmelerine ve düşük karbonlu teknolojilere ve enerji verimliliğine stratejik yatırımlar yapmalarına olanak tanıyacaktır.

Paydaşlar İçin Anlamı

TR-ETS’nin devreye alınması, tüm paydaşlar için yeni bir ekonomik paradigmanın habercisidir:

Sürdürülebilirlik Profesyonelleri ve Danışmanlar: Karbon yönetimi, artık sadece bir raporlama yükümlülüğü olmaktan çıkıp, şirketler için doğrudan bir maliyet/gelir bileşenine dönüşecektir. Bu durum, karbon ayak izi azaltım stratejileri, yeşil teknoloji yatırımları ve verimlilik projeleri konusundaki uzmanlığa olan talebi artıracaktır.

Finans Sektörü: ETS, “tahsisat” adı altında yeni bir finansal varlık yaratacak ve bu varlığın işlem göreceği birincil ve ikincil piyasalar kuracaktır. Karbon finansmanı, türev ürünler ve ilgili hizmetler için yeni iş alanları ortaya çıkacaktır. Tahsisatlara sağlanan güçlü yasal korumalar, piyasa istikrarını ve yatırımcılar için cazibesini artırmayı hedeflemektedir.

Akademisyenler ve Politika Yapıcılar: Sistemin tasarımı ve uygulanması, özellikle de AB ETS’den farklılaşan “emisyon yoğunluğu temelli” üst sınır yaklaşımı gibi yenilikçi yönleri, karşılaştırmalı politika analizleri ve gelecekteki reformlar için zengin bir veri seti sunacaktır.

Eleştiriler ve Geleceğe Yönelik Sorular

Yönetmelik taslağı kamuoyu tartışmalarına da yol açmıştır. Bazı uzmanlar ve sivil toplum kuruluşları, kabul edilen “İklim Kanunu”nun kapsamlı bir iklim yasası olmaktan ziyade, büyük ölçüde bir Emisyon Ticaret Sistemi kurmaya odaklandığını savunmaktadır.

Kanunun 2030 ve 2040 gibi ara dönemler için yasal olarak bağlayıcı mutlak ulusal emisyon azaltım hedefleri içermemesi ve fosil yakıtlardan çıkış için net bir takvim sunmaması eleştirilen noktalar arasındadır.

Ayrıca, “yoğunluk temelli” üst sınır tercihi, mutlak emisyon azaltımları gerektiren Türkiye’nin 2053 net sıfır hedefine katkıda bulunma yeteneği hakkında soruları gündeme getirmektedir. Bu durum, mevcut tasarımın öncelikle bir ekonomik sorunu (SKDM) yönetmeyi mi, yoksa bir çevre sorununu (iklim değişikliği) çözmeyi mi hedeflediği konusunda derin bir anlaşmazlığı yansıtmaktadır.

Sonuç

Türkiye’nin Emisyon Ticaret Sistemi Taslak Yönetmeliği, ülkenin iklim değişikliğiyle mücadelede attığı önemli bir adımdır. Birincil olarak AB’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’na karşı stratejik bir savunma önlemi olarak tasarlanmış olsa da, aynı zamanda Türkiye’nin sanayi sektörlerinde yeşil inovasyon ve yatırımı katalize etme potansiyeli taşımaktadır. Karbon salımlarını soyut bir çevresel kavram olmaktan çıkarıp, şirketlerin bilançolarını, yatırım kararlarını ve stratejik planlamalarını doğrudan etkileyen somut bir ekonomik faktöre dönüştürmektedir.

Taslak metinle ilgili kamuoyu görüş bildirme süreci 4 Ağustos 2025 tarihine kadar devam etmektedir. Bu süreç, paydaşların nihai düzenleyici çerçevenin şekillendirilmesine katkıda bulunmaları için önemli bir fırsat sunmaktadır.

Bu sistemi, denizi geçmek isteyen bir gemiye benzetebiliriz. Fırtınalı denizde (küresel karbon regülasyonları) geminin rotası (ülke ekonomisi) için yeni bir pusula (ETS) belirleniyor. Bu pusula, geminin alacağı rüzgarın (karbon maliyetleri) yönünü yurt içine çevirerek, hem yolculuğun maliyetini düşürüyor hem de geminin daha çevreci motorlarla (yeşil teknolojiler) donatılmasını teşvik ediyor. Böylece, gemi sadece fırtınadan korunmakla kalmıyor, aynı zamanda geleceğin temiz denizlerinde de rekabetçi bir şekilde yol almasını sağlayacak bir dönüşümün başlangıcına yelken açıyor.

Yeşil Büyüme olarak Profesyonel Paket abonelerimize sürdürülebilirliğin çeşitli alanlarında derin analiz raporları sunuyoruz. Kurumsal sürdürülebilirliği sektörünüze özel olarak anlamak istiyorsanız Profesyonel Paket’e buradan göz atabilirsiniz.

Konu ile ilgili ayrıntılı bilgi için lütfen aşağıdaki formu doldurunuz

Last modified: 23 Temmuz 2025