2024 Sürdürülebilirlik Almanağında Yerinizi Alın!

Omnibus Paketi’nin Getirdikleri: Yeni Düzenlemeler ve Etkileri

Yazar 2:57 pm Analizler, Sürdürülebilirlik

Son güncelleme: 11 Eylül 2025

Avrupa Birliği’nin 26 Şubat 2025’te kabul ettiği Omnibus I Paketi, sürdürülebilirlik regulasyonları açısından dönüm noktası niteliğinde. CSRD (Kurumsal Sürdürülebilirlik Raporlama Direktifi), CSDDD (Kurumsal Sürdürülebilirlik Özen Yükümlülüğü Direktifi), AB Taksonomisi ve CBAM (Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması) gibi temel düzenlemelerde önerilen değişiklikler, sadece mevzuat sadeleştirmesi değil, aynı zamanda iş yapma biçimlerinde de dönüşüm anlamına geliyor. Bu reformla amaçlanan şey net: şirketler üzerindeki idari yükleri azaltmak, raporlama süreçlerini kolaylaştırmak ve özellikle KOBİ’ler için sürdürülebilirlik geçişinde erişilebilirlik sağlamak.

Peki bu paket ne getiriyor ve kimleri nasıl etkiliyor? Basitleştirilen yükümlülükler KOBİ’leri mı rahatlatıyor, yoksa büyük şirketler mi esas kazanan? Yeni eşiğin altında kalan şirketler nelerden muaf olacak? Bu yazıda, Omnibus Paketi’nin çeşitli düzenlemelere getirdiği başlıca değişiklikleri, Türk şirketleri için olası etkilerini ve yakın dönemde gündeme gelecek yeni uygulamaları tüm boyutlarıyla ele alıyoruz.

Omnibus Paketi’nin Getirdikleri: Genel Bakış ve Temel Amaçlar

26 Şubat 2025 tarihinde kabul edilen Omnibus I Paketi, Avrupa Birliği’nin sürdürülebilirlik düzenlemelerini daha sade hale getirmeyi ve rekabeti artırmayı amaçlayan bir reform niteliğinde. Bu kapsamda, Kurumsal Sürdürülebilirlik Raporlama Direktifi (CSRD), Kurumsal Sürdürülebilirlik Özen Yükümlülüğü Direktifi (CSDDD), AB Taksonomi Regülasyonu ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (CBAM) gibi önemli düzenlemelerde değişiklik önerileri sunulmaktadır. Bu düzenlemelerin temel amacı, küçük ve orta ölçekli işletmelerin (KOBİ) üzerindeki idari yükleri azaltmak ve büyük şirketler için daha sade ve anlaşılır kurallar getirmektir. Peki, bu reformlar hangi alanlarda uygulanıyor?

Omnibus Paketi, AB içindeki işletmelere çeşitli avantajlar sunar. Özellikle KOBİ’ler için idari yüklerin hafifletilmesi, bu işletmelerin rekabet gücünü artıracaktır. Büyük şirketler ise daha sade kurallar sayesinde sürdürülebilirlik gerekliliklerini daha etkin bir şekilde yerine getirebilecektir. Böylece, işletmelerin sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmaları kolaylaşacak ve bu durum, çevresel ve sosyal faydalar sağlayacaktır.

Omnibus Paketi ile Hedeflenenler:

  • KOBİ’ler için idari yüklerin azaltılması
  • Büyük şirketler için daha sade düzenlemelerin getirilmesi
  • Sürdürülebilirlik hedeflerinin daha kolay ulaşılabilir hale getirilmesi
  • Rekabet gücünün artırılması
  • Çevresel ve sosyal faydaların desteklenmesi

CSRD Kapsamında Omnibus Paketi’nin Getirdikleri

CSRD (Kurumsal Sürdürülebilirlik Raporlama Direktifi) kapsamında yapılan değişikliklerle, şirketlerin raporlama yükümlülüklerinde önemli esneklikler sağlanmıştır. Raporlama yükümlülüğü olan şirket sayısı %80 oranında azaltılmıştır. Bu değişiklikler, 1.000’den az çalışanı olan büyük işletmeler ile AB piyasalarında işlem gören KOBİ’lerin zorunlu raporlama kapsamı dışına çıkarılmasını içermektedir.

Ayrıca, ikinci ve üçüncü dalga şirketler için raporlama yükümlülüğü iki yıl ertelenmiştir. Bu değişiklikler, şirketlerin sürdürülebilirlik raporlaması süreçlerini daha yönetilebilir hale getirmeyi amaçlamaktadır. Yeni ESRS (Avrupa Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları) seti ile veri noktaları azaltılarak, raporlamanın karmaşıklığı ve maliyeti düşürülmüştür.

Raporlama Zorunluluğunda Yeni Kriterler

Yeni raporlama zorunlulukları, 1.000 çalışan ve 450 milyon Euro ciro eşiğine göre düzenlenmiştir. Bu kriterlerin altında kalan büyük işletmeler ve KOBİ’ler, zorunlu raporlama kapsamı dışında tutulmaktadır. Böylece, küçük ve orta ölçekli işletmeler üzerindeki idari yükler hafifletilmiştir. Ancak, bu eşiğin üzerindeki şirketler için ESG (Çevresel, Sosyal, Yönetişim) raporlama yükümlülüğü devam etmektedir.

Raporlama Süreleri ve Veri Noktalarında Değişiklik

Raporlama süreleri için getirilen esnemeler, şirketlerin raporlama yükümlülüklerini daha esnek bir zaman diliminde yerine getirmelerini sağlamaktadır. Zorunlu veri alanlarının sadeleştirilmesi, ESRS güncellemeleri ve dijital etiketleme desteği, raporlama süreçlerini kolaylaştırmıştır. Bu değişiklikler, şirketlerin sürdürülebilirlik raporlamasını daha az karmaşık hale getirmekte ve süreçleri hızlandırmaktadır.

Kriter Eski Durum Yeni Durum
Çalışan Sayısı 500 1.000
Ciro 250 milyon Euro 450 milyon Euro
Raporlama Süresi Yıllık 2 yıl ertelenmiş

CSDDD (Kurumsal Özen Yükümlülüğü) Üzerindeki Etkiler

Ayrıca, CSDDD’nin (Kurumsal Sürdürülebilirlik Özen Yükümlülüğü Direktifi) uygulanması da Omnibus Paketi gereğince 2028 yılına ertelendi. Peki, bu düzenleme kimleri etkiliyor? Yeni getirilen eşikler, 5.000 çalışan ve 1,5 milyar Euro ciroya sahip büyük şirketleri hedef alıyor. Bu eşikler, uluslararası tedarik zincirlerindeki insan hakları ve çevresel etkilerin daha etkili şekilde yönetilmesini amaçlıyor. Dolaylı iş ortaklarına yönelik yükümlülüklere gelince, bu yükümlülükler önemli ölçüde daraltılmıştır. Paydaş katılımı ve yasal sorumluluk şartları da netleştirilmiş durumdadır. Ancak, KOBİ’ler doğrudan yükümlü olmasalar da, büyük şirketlerden gelebilecek bilgi taleplerine maruz kalabilirler.

Türk şirketleri için bu değişiklikler, özellikle uluslararası ticaret yapanlar açısından önemli sorumluluklar doğurabilir. CSDDD’nin Türk şirketleri üzerinde yaratabileceği dolaylı etkiler, bilgi taleplerinin artmasına yol açabilir. Büyük şirketlerin tedarik zincirindeki KOBİ’lerden daha detaylı bilgi talep etmesi, bu küçük ve orta ölçekli işletmelerin kurumsal kapasitesini zorlayabilir.

Omnibus Paketi ile CSDDD’de Değişen Başlıca Unsurlar:

  • Uygulama tarihinin 2028’e ertelenmesi
  • Eşiklerin 5.000 çalışan ve 1,5 milyar Euro ciro olarak belirlenmesi
  • Dolaylı iş ortaklarına yönelik yükümlülüklerin daraltılması
  • Paydaş katılımı şartlarının netleştirilmesi
  • Yasal sorumluluk şartlarının belirginleştirilmesi
  • KOBİ’lerin dolaylı bilgi taleplerine maruz kalma riski

KOBİ’ler için dolaylı etkiler, bilgi taleplerinin artması ile daha fazla yük oluşturabilir. Bu talepler, KOBİ’lerin kaynaklarını zorlayabilir ve bazı durumlarda yeni raporlama ve izleme sistemleri kurmalarını gerektirebilir. Bu nedenle, KOBİ’ler bu taleplere hazırlıklı olmak için stratejilerini şimdiden gözden geçirmelidir.

CBAM (Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması) ile İlgili Yeni Düzenlemeler

1 Ekim 2023’te yürürlüğe giren CBAM, karbon maliyetini ithalatçılar için daha yönetilebilir hale getiriyor. Peki, bu düzenleme ithalatçılara nasıl kolaylıklar sağlıyor? İlk olarak, yıllık 50 tonun altında ithalat yapanlar muaf tutulacak. Böylece, küçük ithalatçılar üzerindeki idari yükler önemli ölçüde hafifletiliyor. Ayrıca, büyük ithalatçılar için veri toplama ve karbon emisyonu hesaplama süreçleri kolaylaştırılarak, bu süreçlerin daha etkin ve hızlı bir şekilde yönetilmesi sağlanıyor. Bu değişiklikler, çevresel hedeflerden ödün vermeksizin, ticaret operasyonlarının daha sorunsuz işlemesine olanak tanıyor.

Çevresel hedeflerden ödün verilip verilmediği sorusuna yanıt ararken, CBAM’ın özünde çevre koruma amacını koruduğunu belirtmek önemli. İthalatçılar için getirilen muafiyetler ve basitleştirilmiş süreçler, karbon sızıntısını önlemeye yönelik esas hedefi etkilemeden, ticaretin akışkanlığını artırıyor. Büyük ithalatçılar, karbon emisyonu hesaplamalarını daha basit yöntemlerle gerçekleştirirken, küçük ithalatçılar için sağlanan muafiyetler, onların ticari faaliyetlerini sürdürülebilir kılacak.

Türk Şirketleri Açısından CBAM Muafiyetleri ve Riskler

Türk ihracatçıları, özellikle çelik, çimento ve gübre sektörlerinde, CBAM kapsamında getirilen değişikliklerden nasıl etkilenebilir? Çelik, çimento ve gübre sektörleri, karbon emisyonları yüksek sektörler arasında yer aldığı için, bu sektörlerde faaliyet gösteren Türk şirketlerinin CBAM’a uyum sağlaması kritik önem taşıyor. Muafiyetler, küçük ölçekli ihracatçılar için bir rahatlama sağlarken, büyük ölçekli ihracatçılar, emisyonlarını belgelemek veya azaltmak zorunda kalacaklar. Bu da, bu şirketlerin karbon ayak izlerini daha iyi yönetmelerini ve sürdürülebilirlik stratejilerini gözden geçirmelerini gerektiriyor.

İthalatçı Türü Yükümlülük Durumu Başlıca Değişiklikler
Küçük İthalatçılar Muaf 50 ton altında ithalat için raporlama yükümlülüğü kaldırıldı
Büyük İthalatçılar Yükümlü Veri toplama ve emisyon hesaplamaları için süreçler basitleştirildi
Türk İhracatçılar Uyum Zorunluluğu Çelik, çimento ve gübre sektörleri özellikle etkileniyor

AB Taksonomi Regülasyonu ve Omnibus Paketi’nin Etkileri

Taksonomi düzenlemelerindeki değişiklikler, özellikle küçük şirketler için önemli kolaylıklar sunuyor. Şirketler taksonomi raporlamasını isteğe bağlı hale getirebilir. Bu, küçük işletmelerin üzerindeki raporlama yükünü önemli ölçüde azaltıyor. Peki, büyük şirketler için ne değişti? 1.000 çalışan ve 450 milyon Euro ciro üzerindeki şirketler için zorunluluk devam ediyor. Bu eşiklerin üzerindeki şirketler, taksonomi uyumuna ilişkin raporlama kriterlerini karşılamak zorunda. “Do No Significant Harm” (DNSH) kriterlerinin sadeleştirilmesi, çevresel sürdürülebilirlik hedeflerinin daha kolay anlaşılmasını sağlıyor. Bu değişiklikler, yeşil finansmana erişimi daha erişilebilir hale getiriyor.

GAR (Yeşil Varlık Oranı) hesaplamalarında, CSRD kapsamı dışındaki işletmelerin hariç tutulması, bankaların raporlama yükümlülüklerini hafifletiyor. Bu durum, şirketlerin çevresel ve sosyal performanslarını daha etkin bir şekilde yönetmelerine olanak tanıyor. Ayrıca, yeşil finansmana erişim, çevresel sürdürülebilirlik kriterlerinin daha iyi anlaşılması sayesinde daha geniş bir kitleye ulaşabiliyor. Böylece, şirketlerin ESG (Çevresel, Sosyal, Yönetişim) performanslarına dair daha net bir çerçeve çiziliyor. Bu düzenlemeler, sürdürülebilir yatırımların artmasına katkıda bulunuyor.

Omnibus Paketi ile Taksonomide Değişen 4 Kritik Başlık:

  • Taksonomi raporlamasının küçük şirketler için isteğe bağlı hale getirilmesi
  • “Do No Significant Harm” kriterlerinin sadeleştirilmesi
  • GAR hesaplamalarından CSRD kapsamı dışındaki işletmelerin hariç tutulması
  • Yeşil finansmana erişimin daha erişilebilir hale gelmesi

Türk Şirketleri İçin Omnibus Paketi’nin Getirdikleri

Omnibus Paketi, Türk şirketlerinin Avrupa Birliği ile olan ticaret ilişkilerinde yeni uyum süreçlerini beraberinde getiriyor. AB ile ticaret yapan şirketler, bu değişikliklere uyum sağlamak zorunda kalacaklar. Öncelikle, karbon ayak izinin ölçümü ve sürdürülebilirlik performansının izlenmesi, Türk şirketleri için kritik öneme sahip olacak. Bu bağlamda, tedarik zinciri şeffaflığını artırmak için gerekli altyapının kurulması gerekiyor. Özellikle ihracatçılar için Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (CBAM) uyumu büyük bir önem taşıyor. Raporlamanın sadeleştirilmiş olması Türk şirketleri için bir avantaj sağlasa da, rekabet gücünü artırmak için performans göstergelerine odaklanmaları gerekecek.

Türk şirketleri, Omnibus sonrası dönemde rekabet avantajı kazanmak için bazı stratejik adımlar atabilirler. Bu adımlar, iş dünyasında sürdürülebilirlik stratejilerini güçlü bir şekilde entegre etmeyi kapsar. AB pazarında yer alabilmek için, Türk şirketlerinin çevresel ve sosyal performanslarını sürekli olarak iyileştirmeleri gerekecek. Sürdürülebilirlik raporlaması ve çevresel etki değerlendirmeleri gibi konulara daha fazla odaklanarak, hem Avrupa pazarındaki konumlarını güçlendirebilirler hem de yatırım ortamını daha cazip hale getirebilirler.

Uyum İçin Atılması Gereken 5 Adım

  • Karbon ayak izi takibi
  • ESG performans ölçümü
  • Dijital raporlama sistemleri kurma
  • Tedarikçi denetimi
  • Eğitim ve kurumsal farkındalık
Gereken Hazırlık Neden Önemli?
Karbon Ayak İzi Takibi Karbon emisyonlarını azaltmak için kritik
ESG Performans Ölçümü Sürdürülebilirlik stratejilerini güçlendirmek için gerekli
Dijital Raporlama Sistemleri Kurma Veri doğruluğunu ve izlenebilirliği artırır
Tedarikçi Denetimi Tedarik zinciri şeffaflığını sağlar
Eğitim ve Kurumsal Farkındalık Çalışanların sürdürülebilirlik bilincini artırır

Omnibus Paketi’nin Ekonomik ve Toplumsal Etkileri

Omnibus Paketi, Avrupa Birliği’nde şirketlerin maliyetlerini azaltmayı hedefliyor. Peki, bu nasıl mümkün olacak? Büyük şirketler için sağlanan esneklikler ve raporlama yükümlülüklerinin hafifletilmesi sayesinde, bu şirketler maliyetlerini daha etkin yönetebilirler. Ancak, sürdürülebilirlik kriterlerinin gevşetilmesi, sosyal ve çevresel riskleri artırabilir. Bu gevşeme, özellikle iş gücü piyasasında sosyal adalet ve çevresel koruma dengesi açısından önemli etkiler yaratabilir. Büyük şirketlerin avantaj elde ettiği bir ortamda, KOBİ’ler dolaylı yükümlülükler nedeniyle zorlanabilir. Bu durum, iş gücü hakları ve sosyal refahın korunması için dikkat edilmesi gereken bir noktadır.

Ekonomik büyüme ve istihdam üzerindeki etkileri incelerken, Omnibus Paketi’nin gelir dağılımına olan etkisini de göz önünde bulundurmak gerekiyor. Paket, büyük şirketlere sağlanan avantajlarla birlikte, ekonomik büyümeyi teşvik edebilir. Ancak, bu büyümenin topluma eşit bir şekilde yayılması, sosyal adaletin korunması adına kritik bir unsur. KOBİ’lerin karşılaştığı zorluklar, gelir dağılımında eşitsizliğe yol açabilir. Bu nedenle, sosyal refahın artırılması ve çalışma hayatının iyileştirilmesi için paket kapsamındaki düzenlemelerin dikkatle uygulanması gerekiyor.

Toplum Üzerindeki 4 Olası Etki:

  • İş gücü piyasasında dengesizlik: Büyük şirketler için sağlanan esneklikler, iş gücü haklarının ihmaline neden olabilir.
  • Gelir dağılımında eşitsizlik: KOBİ’lerin zorlanması, gelir eşitsizliğini artırabilir.
  • Çevresel risklerin artışı: Sürdürülebilirlik kriterlerinin gevşetilmesi, çevresel koruma çabalarını zayıflatabilir.
  • Sosyal refahın zedelenmesi: Sosyal adaletin korunamaması, toplum genelinde refah düzeyinin düşmesine yol açabilir.

Omnibus Paketi’nin Türkiye’deki Uygulamalara Yansımaları ve Yol Haritası

Omnibus Paketi, Avrupa Birliği ile ticaret ilişkisi olan Türk şirketleri için yeni düzenlemeler ve uyum zorunlulukları getiriyor. Peki, Türkiye bu değişikliklere nasıl uyum sağlayabilir? Türk mevzuatının AB düzenlemeleri ile uyumlu hale getirilmesi için Omnibus değişikliklerinin yakından takip edilmesi gerekiyor. Hükümet politikalarının, iş dünyası stratejilerinin ve sivil toplum paydaşlarının bu dönüşüm sürecine etkin bir şekilde dahil edilmesi önem taşıyor. Bu bağlamda, sektörel rehberlerin ve kamu destek programlarının oluşturulması, şirketlerin uyum süreçlerini kolaylaştırabilir. Kamu yönetimi, hukuk sistemi ve yasal çerçeve, bu dönüşümde kilit rol oynayarak, Türkiye’nin AB ile bütünleşme sürecine katkı sağlayabilir.

Türk kamu kurumları ve özel sektör, Omnibus Paketi’nin getirdiği değişikliklere yönelik stratejik bir yol haritası izlemelidir. Bu süreçte, uyum stratejileri geliştirilmeli ve sivil toplumun katılımı teşvik edilmelidir. Özel sektörün, sürdürülebilirlik ve çevresel performans konularında AB standartlarına erişebilmesi için eğitim ve danışmanlık hizmetleri sunulmalıdır. Ayrıca, dijitalleşme ve veri yönetimi konularında yatırımlar yapılarak, şirketlerin raporlama süreçlerini hızlandırmaları sağlanabilir. Bu önlemler, Türk şirketlerinin AB pazarında rekabet avantajı elde etmesine yardımcı olacaktır.

Türkiye İçin Uyumda Öncelikli Alanlar:

  • Mevzuat uyum çalışmaları
  • Sektörel rehberlerin oluşturulması
  • Eğitim ve danışmanlık hizmetleri
  • Dijitalleşme ve veri yönetimi yatırımları

Raporlama yükümlülüklerinin azaltılması, takvimlerin ötelenmesi ve veri taleplerinin sadeleştirilmesi gibi adımlar, özellikle KOBİ’lerin üzerindeki regülasyon baskısını önemli ölçüde hafifletti. CSDDD ve CBAM gibi alanlarda getirilen eşik güncellemeleriyle büyük kuruluşların yükümlülükleri netleştirilirken, küçük aktörler için operasyonel rahatlama sağlandı. Taksonomi düzenlemelerinde ise yeşil finansmana erişim korundu ama uygulama baskısı yeniden dengelendi.

Ancak bu yeni yapı sadece şirketler düzeyinde değil, kamu kurumlarından meslek birliklerine kadar tüm paydaşları birlikte düşünmeyi gerektiriyor. Türkiye gibi AB pazarına entegre ekonomiler için bu düzenlemeler, birer çevresel ya da sosyal yük değil; uyum kapasitesini test eden gerçekçi yol ayrımları olarak görülmeli.

Sonuç olarak, Omnibus Paketi’nin Getirdikleri, yalnızca yasal çerçevede değil, kurumsal sürdürülebilirlik anlayışında da bir sadeleşme ve yeniden odaklanma fırsatı sunuyor. Bu fırsattan yararlanmak için şirketlerin uyum süreçlerine erken başlaması, ESG verilerini güvenilir şekilde toplamaya ve paylaşmaya hazır hale gelmesi artık isteğe bağlı değil—rekabetçi kalabilmek için gerekli.

Konu ile ilgili ayrıntılı bilgi için lütfen aşağıdaki formu doldurunuz

Last modified: 11 Eylül 2025